Filistin'de katliam olur...
Birileri kördür,
sağırdır, dilsizdir...
*
Myanmar'da soykırım olur,
yine körler sağırlar,
birbirini ağırlar...
*
Yaşananlara
bizimkilerin bakış açısı ise;
trajikomik değil,
trajikomikten de ötedir....,
*
Mesela bir siyasi parti
Suriye'deki ayaklanmaya,
"hainlik" olarak bakarken;
başka bir parti,
"özgürlük ayaklanması" der....
*
Geçmişte Cezayir'de,
iktidarı kanla devirmeyi kimi "normal",
kimi ise "katliam" olarak görmüştür.
*
Yunanistan'da halk ayaklanması,
bir liderimize göre "başkaldırı",
bir diğerine göre "olması gerekendir"
*
Brezilya'da "dış etken var, kışkırtma var" der biri,
diğeri "hükümet haklıdır" görüşündedir...
*
Ve
ve Mısır...
Bir politikacımız,
"özgürlük için halk sokakta" ifadesini kullanırken,
bir diğeri "terörist bunlar" demeyi yeğler..
*
Gerçekte böyle değil midir?
*
Erdoğan,
Mısır'daki ayaklanmayı eleştirirken,
Suriye'deki ayaklanmayı desteklemiyor mu?
*
Kılıçdaroğlu,
Suriye'yi kan gölüne çeviren Esad'ı bağrına basarken,
İran'daki en ufak bir ayaklanmaya özgürlük gözüyle bakmıyor mu?
Emperyalizme karşı olduğunu iddia ettiği halde;
ellerini ovuşturmuyor mu "İran karışsın" diye...
*
Son olarak,
Mısır halkının isyanı ile ilgili
en trajikomik söylem ise bizden değil,
Suriye'den geliyor...
Elinin kanını havluya sildikten sonra,
Esad şöyle diyor,
"İnsanları her zaman kandıramazsınız.
Hele ki binlerce yıllık bir medeniyete sahip olan Mısır halkını.
Bir yılın ardından gerçekler Mısır halkının önüne geldi."
Yani "ayaklanın" diyor halka...
inanmazsınız ama böyle...
*
Sözün bittiği yer, daha ne yazayım...
-
Sağlıcakla kalın...