Zeynel Abidin Kıymaz

Yazara ait Toplam: 34 yazı bulunuyor
21 Şubat 2012 Salı 12:48

HAMA-HUMUS KAN AĞLIYOR

Çetin bir coğrafya’da yaşıyoruz. İran-Irak savaşı ile başlayan Irak sınırındaki kargaşa, Birinci ve İkinci Körfez Savaşı ile devam eden Irak’taki otoritesizlik ülkemizin doğu sınır güvenliği açısından aleyhine oldu. Bugün en uzun sınır komşumuz olan Suriye’de ne olacağı meçhul! Libya’da otorite hala sağlanamadı.Türkiye ve halkı Suriye ve İran, Irak dostudur. Irak ve Suriye 94 yıl önce bizim vatandaşlarımızdı. Sezai Karakoç’un Ayrı doğan Basra’da birleşen Fırat ve Dicle’nin birlikteliğindeki hikmete bu üç ülkenin tarihin akışında tekrar birleşmeyi görüyor. Bu kadar yakın halkların çektiği acıları bitmesi en büyük dileğimiz

Şimdi Dışişleri bakanı soruyor “Haklı tarafta yer alın” diyor. Yani Suriye’de halkı destekleyin. Suriye’de bir iç savaş var, ok yaydan çıktı. Sonuç ne olacak?

Haklı tarafta yer almak!

Hani, birbiriyle savaşan iki hükümdardan birisi yenilip esir düşünce, galib gelen hükümdarın huzuruna çıkarılış hikayesi vardır ya..

Üstün gelen hükümdar, esir aldığı düşmanına, savaşın sonucunu nasıl bulduğunu gururla sorunca, esir hükümdarın cevabı müthiştir:

-Evet, dünya halidir, bir savaş oldu.. Ben haklıydım, sen haksızdın.. Savaştık, ben yenildim.. Ama, haklı olan, yine benim..

Sahiden de, asıl galib gelen taraf, askerî bir savaşta yenildiği halde, haklı olduğuna inanmayı sürdüren taraf değil midir? Çünkü, o gerçek mânada yenilgiye uğratılamamıştır..

Sözgelimi, Resul-i Ekrem (S) ve ilk Müslümanlar, Uhud Gazvesi’nde, savaşında, Mekke’li müşrikler karşısında ağır bir yenilgi almışlardı.. Resul-i Ekrem (S) mâsûm olduğuna göre, hatalı değildi, hatadan korunmuştu..

Ama, işte yenilmişti..

O halde, yenmek veya yenilmek, haklı olan tarafta olmanın ölçüsü değildir..

Kezâ, Hz. Ali, Sıffîyn’de Muaviye karşısında yenik duruma düştü..

Aynı şekilde, Hz. Huseyn de, Kerbelâ’da Yezid karşısında, zâhiri itibariyle ağır bir yenilgiye uğradı..

Ama, gerçekte, galib gelen, gerçek mânada kazanan kimdi?

Baba Esat döneminde Hama’da on binlerce insan ölmüştü. Ama Esat, ayaklanmayı bastırmıştı. O haklı mıydı? Hayır, haksızdı? Ama kazanmıştı. Esat ne yaparsa yapsın sırtında geçmişin mührünü taşıyor. Acılar ve haksızlıklar unutulmuyor..

Hama Katliamının Tarihini Bilmeden kül altındaki ateş gibi duran Suriye Halkının Öfkesini anlamak mümkün değil. 1982 Şubatında yerle bir olan Hama kentinde taş üstünde taş bırakmayan zalimler bu şubatta aynı kanı Humus’ta akıtıyorlar.

Burnumuzun dibinde sivil halk bu kadar zalimane kurşuna dizilirken, bizlerde modern Türkiyenin vatandaşları olarak, çağdaş bir şekilde olayları izliyoruz!

Bu yazıya yapılan yorumlar

VİDEO GALERİ

SİTE YAZARLARI

FOTO GALERİ

ALINTI YAZARLAR