İnanç Uysal

Yazara ait Toplam: 7 yazı bulunuyor
20 Şubat 2012 Pazartesi 15:16

Bir sistem sorunu?(MİT davası)

Sanırım bütün sorun, Jean Jacques Rousseau’dan kaynaklanıyor….
Şu kuvvetler ayrılığı prensibi denen şeyden bahsediyorum. Yargı bağımsız olmalı diyor ya. Evet öyle olmalı da bu tip kuramlar hep insan unsurunu dışarıda bırakıyor aslında. Nasıl olacak da yıllarca sosyal ve siyasetle iç içe bir eğitim alan yargı mensupları bağımsız olabilecek?
Bu tarihin hangi döneminde olmuş ta bugün olması bekleniyor. Bundan 10-15 yıl önce yargının bağımsızlığına kesinlikle inanalar yargı kararları onların beklentileriyle uyuşmayınca kıyameti koparıyor. Hatta 10 15 gün öncesine göre bugün yargı bağımsızlığına farklı bakış açıları da oluştu. Gerçekler kuramlarla örtüşmüyor.
Aslında demokrasi de böyle bir şey, Mağdurla egemen asla demokrasiden aynı şeyi anlamıyor. Bu bir genelleme olarak o kadar doğru ki neredeyse istisnası yok. Mağdurla egemen yer değiştirdiğinde de görüşleri de eşlik ediyor onlara…
Yasama ve yürütme de aynı biçimde yargı benzeri bağımsızlıklarını ilan edebilecek halde değildirler. Yürütme yasamanın içinden çıkar neticede. Bu kanıksanmış bir durumdur. Her iktidar sahibi bu uygulamayı son derece doğal bir biçimde gerçekleştirdiğinden bunun garip bir tarafı yokmuş gibi algılanır. Oysa bu kuvvetler de ayrı olarak kurgulanmıştır. Dahası yargının işini yapması için gerekli yasaları da yasama yapar. Doğal olarak da kendi tercihlerine uygun olarak….
Yargı bağımsızlığı konusundaki hassasiyetin temelinde şikayet mercii olması vardır. Bundan yıllarca önce yargının seçimle iş başına gelen hükümetleri devirmek için uğraştığı günlerde bu gün mağduriyet isyanı halinde olanlar vaziyeti avuçlarını ovuşturarak seyrediyorlardı. Bu tabii ki bugün yaşanan sorunların üzerini örtmez ama konuşanlara “ Kendinize bakın” deme hakkı verir bize.
Bu bir sistem sorunudur bir tarafıyla, bir tarafıyla da alışkanlık meselesidir. Bakın barolara bağımsız olmaları konusunda çığlıklar attığımız yargının bağımlı olmalarına ses çıkarmadığımız mensupları. Aynı eğitimden geliyorlar. Aynı içtimai geleneğin içindeler ama her baro seçimi bir çeşit genel seçime dönüşüyor. Genelde de genel seçimlerin hilafına sonuçlar çıkıyor. İşte bu baro seçimi sonuçları gibi alışkanlıklar oluşuyor; “Hukukçunun siyasi görüşü” üzerine bir klişe doğuyor. Aksi olunca feveran ediyorlar.
Son MİT olayı bardağı taşıran nokta oldu. Özel yetkili savcıların yetkilerinin fazla olduğu fark edildi. Daha önce edilmemişti. Edilemezdi eşyanın tabiatına aykırı çünkü. Futbolda şike davası beklenenden büyük bir infiale neden olup siyasi yansımaları da olacak gibi görününce 58. Maddenin ağır olduğu fark edildi mesela ki bu da daha önce fark edilemedi. Edilemezdi
Zaten bu mit olayı neresinden baksanız tuhaf. MİT adı üzerinde istihbarat örgütü. Faaliyetleri bir savcı tarafından deşifre edilebiliyorsa vay geldi halimize. Dahası o savcı bu deşifreyi yapmaması gerektiği konusunda bilgi sahibi değilse devletin koordinasyonu da muhakkak analize muhtaç demektir. Savcı bilgi sahibi olduğu halde bu işlemi gerçekleştiriyorsa o zaman da devletin iradesi tartışmaya açılır. Yani meselenin elle tutulur yanı yok.


Bu yazıya yapılan yorumlar

hakan / ankara
26 Şubat 2012 Pazar - 16:08

tebrik ederim inanç bey güzel tahlillerde bulunmuşsunuz. ilk yazınız olduğunu görüyorum devamını dilerim.
/ ankara
26 Şubat 2012 Pazar - 03:56

benim her gün duyduklarımın ve benimsediklerimin okuyup anlayabilen herkes ile paylaşılması güzel tebrikler
isa / Antalya
23 Şubat 2012 Perşembe - 11:01

Nihayet. Hayırlı olsun. Devamını beklieyoruz.

VİDEO GALERİ

SİTE YAZARLARI

FOTO GALERİ

ALINTI YAZARLAR