Ayşegül Demir a.demir@haberevet.com
Yazara ait Toplam: 17 yazı bulunuyor
09 Ocak 2012 Pazartesi 10:19
BİR MENDİL NİYE KANAR?
Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.
diyor Edip CANSEVER üstadımız. Sahi niye kanar bir mendil? Herkesin mendili farklı mı kanar? Yoksa herkesin mendilini kana bulayan olaylar var mıdır ?
Gülemiyorsun ya, Gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi.
derken üstat, aslında toplumsal mutsuzluğumuzu ne de güzel anlatıyor. Nasıl mutlu olurdu ki bu halk, söyleyin.
*********************************
Uludere’de evine 50 TL para götürmek için kaçakçılık yaparak hayatta kalmaya, yaşamaya çalışan ve çoğu çocuk olan 35 vatandaşımız, istihbarat hatası nedeniyle öldürülürken, nasıl gülsün? Kaçakçılığı tasvip ettiğimizden değil ama; yoksulluğun, yokluğun ve yaşama içgüdüsünün, insanı nelere zorladığını görmek için önemli bu olay. Herkes kaçakçılığın buralarda bilinen bir geçim kaynağı olduğundan bahsediyor. Bu noktada kaçakçılığa neden göz yumulduğu, kaçakçılığın kimlerin kontrolünde olduğu, bunu önlemek için devletin istihdamı artırıcı hangi tedbirleri aldığını tartışmak gerekir.
Deniyor ki, ‘insansız hava aracıyla yapılan tespitte ve yapılan istihbaratta, bu grubun PKK lı bir grup olduğu sanıldı’. Bugün MİT açıklama yaptı, ‘biz hiçbir istihbarat vermedik’, diyor. O zaman kim verdi bu istihbaratı, kim aldı? Böyle büyük bir olay, kuru taziye ile mi geçiştirilmeliydi? Herkeslerden önce bu acıyı hükümetin sahiplenmesi ve fiilen, etkin bir şekilde orda olması gerekmez miydi? Hani biz etle ve tırnaktık, birdik? Bu yas bizim değil mi? Devlet bu vatandaşlarımızı kasten vurdu demiyoruz, hatta kaza ihtimali de ağır basıyor. Ama sorun, tam olarak budur, Devletin hata yapması. Devletin yanılgıya ve hataya düşmesi, bir özürle geçiştirilebilir mi? İnsan hayatı bu kadar ucuz mudur? Soruşturma sonucunda bu hususların aydınlatılacağına inanmak istiyoruz.
**************************************
Terörle mücadele verdiğimiz kayıpların büyüklüğü nedeniyle yıllardır çok mendiller kan olmuştur bu ülkede. Analar babalar halen ağlamaktadır. VATAN SAĞOLSUN demek o evlatları geri getirmiyor, acıları da dindirmiyor.
Son yıllardaki kayıplarımıza bakın lütfen. Aktütün, Hantepe baskınında, Hakkari’de, Çukurca’da verdiğimiz şehitleri nasıl unutabiliriz? Ve vatanın her köşesinden gelen ve her günde gelmeye devam eden bu şehit haberleri, duracak mı bir gün?
Katırlarla yapılan kaçakçılığın PKK tarafından sıklıkla kullandığını duyuyoruz ya da okuyoruz. Örgüte silah, mühimmat, gıda taşımak için hatta gelir elde etmek için özellikle uyuşturucu kaçakçılığının yapıldığı sır değil. Daha doğru bir ifadeyle katırlar önemli bir ulaşım aracı bu bölgede.
Bu noktada devletin hatasından yine bu örgüt ve yandaşlarının yararlandığını söylemek yanlış olmaz sanıyorum.
*******************************************
Uludere’de Kaymakamın dövülmesini görüp de Devletin düştüğü duruma, ses çıkarmayan vicdan var mı? Orda dövülen kaymakam mıdır sadece, yoksa kaymakamın şahsında Devlet midir?
*********************************************
Gelelim tutuklamalara. Tutuklama, tüm hukukçuların ve ülkemizde tutuklamaların yaygınlığı dikkate alındığında pek çok kimsenin de vakıf olduğu üzere, özel bir tedbirdir ve ancak kanunla belirtilmiş, sınırlı durumlarda uygulanabilir. Tutuklu kişi, hüküm giyene kadar evrensel kıstaslara göre MASUM sayılır. Gel gör ki; 2005’te getirilen yeni CMK düzenlemesinden sonra, beklentinin aksine evrensel ölçülere göre tutuklama oranının arttığı, tutuklama, özel ve en son başvurulacak koruma tedbiri olmasına rağmen, bunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde düzenlenen oranlılık, adil yargılama, suçsuzluk karinesi ilkelerine ters düştüğü ortadadır. Kamuoyunun gündemindeki önemli davalarda, tutuklama tedbiri uzun yıllar geçmesine rağmen halen kaldırılmıyor. Hukuk devletinin olmazsa olmaz en önemli özelliği, kanunun herkese eşit olarak uygulanmasıdır. Bu bakımdan tutuklanan kişinin geçmişte yaptığı görevin ne olduğundan ziyade, tutuklama sebeplerinin geçerliliği ve yerindeliği tartışılmalıdır. Tabi bunu konuşurken, eski Genel Kurmay Başkanlarından Sn. İlker Başbuğ hakkında tutuklama tedbiri gerekli görülürken, 27 Nisan e muhtırasını bizzat kaleme aldığını beyan eden Sn. Yaşar Büyükanıt’a neden madalya verildiği ve varsa dokunulmazlığının nerden kaynaklandığı da aydınlatılmalıdır. Aydınlatılmalıdır ki halk içinde, ‘herkes eşittir, ama bazıları daha eşittir’ kanısına neden olmamalıdır.
Tutuklamanın özel bir tedbir olduğu tekrar hatırlanıp ve hatırlatılmalıdır. Hukuk devleti isek, yargıdan beklenen bir an önce adil bir yargılama yapıp, tutukluluk tedbirini sona erdirmektir, aksi takdirde adaletten söz edemeyiz. Adaletin olmaması ise toplumun mendilindeki en büyük kandır.
***********************************************
Türkiye bir hukuk devleti midir? Anayasaya göre evet. Yasalarımız var mı? Evet. Yasaların uygulanması her zaman hukuki sonuçlar doğurur mu? Hayır. Peki, yasanın hukuki olması için ne gerekir? Öncelikle yasanın toplum vicdanında kabul görmesi ve evrensel hukuk ilkelerine uygun olması gerekir.
İşte böyle Ahmet abi. Bir mendil niye kanar? Diş değil, tırnak değil? Nasıl durduracağız bu kanı? Kanun devleti ve hukuk devleti olma arasındaki farkı anladığımız vakit elbet….
Av. Ayşegül DEMİR