Ali İlkbahar Kalpten Kaleme

Yazara ait Toplam: 11 yazı bulunuyor
08 Ocak 2012 Pazar 14:47

Alkol!..

Oturduğumuz mahalle Ankara’nın en eski gece kondu semti. Tek katlı evler. 5 evden birinde ev sahibi oturur, diğerlerinde köyden göç edenler oturur. Yaşama şartları çok zor olan bir salon, bir oda, bir mutfak, tuvalet ve banyo bahçede, bazılarıda bir salon bir oda tam odanın biri aynı zamanda muftak ve banyo olarak kullanılmaktadır. Burada herkesin evi aynı olduğu için hemen hepsi köyden göç ettiği ortak yaşamları bir birine benzer. İş arar yokluk, yoksulluk, çaresizlik devamlı bir arayış amelelik v.s. buna rağmen bayanlar arası ve çocuklar arası büyük bir muhabbet ve ilişki vardır.

Oturduğumuz mahalle Ankara’nın en eski gece kondu semti. Tek katlı evler. 5 evden birinde ev sahibi oturur, diğerlerinde köyden göç edenler oturur. Yaşama şartları çok zor olan bir salon, bir oda, bir mutfak, tuvalet ve banyo bahçede, bazılarıda bir salon bir oda tam odanın biri aynı zamanda muftak ve banyo olarak kullanılmaktadır. Burada herkesin evi aynı olduğu için hemen hepsi köyden göç ettiği ortak yaşamları bir birine benzer. İş arar yokluk, yoksulluk, çaresizlik devamlı bir arayış amelelik v.s. buna rağmen bayanlar arası ve çocuklar arası büyük bir muhabbet ve ilişki vardır.

Mahalleye bir almancı taşındı. İlk televizyonu da onun evinde gördük. Günde iki saat yayın vardı. Evin içi ağzına kadar dolar, girişten itibaren her taraf terlik, ayakkabı dolu olurdu. Televizyon açılır İstiklal Marşı ile ayağa kalkanlar falan oldurdu. Ev sahibi ilk günleri çay falan ikram ederken, daha sonra sadece su ikramı ile kaldı. Ne olursa olsun biz İstiklal Marşı ile başlıyor, İstiklal Marşı ile bitiriyorduk. Mahallede fazla yaşımda genç olmadığından genelde kızlarla evcilik oynardık. Annemde buna çok kızar, git erkeklerle oyna derdi. Erkekler çok büyüktü, okuyan fazla yoktu. Uyuşturucu, alkol alırlar bol bol küfür ederlerdi.

Yıllar sonra çocukluğumda evcilik oynadığım bir kız arkadaşım beni yolda tanıdı.

- Yusuf bey nasılsınız tanıdınız mı?

- Hayır tanıyamadım. Birisine benzetmiş olmalısınız (hemde babaannem yaşında biri)

- Ben çocukluğumuzda oynadığımız Hande.

- Ne oldu sana?

- Sorma. Biliyorsun sizinle birlikte oturduğumuzda babam devamlı alkol alır annemi, ablamı döverdi. Annemin çok hastaneye gidip tedavi olduğu olmuştur. Hatırlarsan birgün babam seni çağırdı eline para verip şu kağıtta olanı al getir demişti. Sen onu getirdiğinde sana kızmıştım. Babam sana çok büyük bir para bahşiş olarak verdi.

- Doğru bende hatırlıyorum. Yine bir gün çarşıdan aldım bırakacağım annem gördü bu ne bilmiyorum. Açtık sonra rakı olduğunu öğrendim. Annem bir daha müsaade etmedi. Evet Hande;

- Daha sonra annemle babam ayrıldı. Daha sonra annem başka erkekleri getirmeye başladı. Ablamla annem hergün kavga ediyordu. Annem gelen misafirine hizmet edilmesini istiyordu. Ablam da kesinlikle reddediyordu.

Ben ufak tefek yardım ediyor, çok büyük bahşiş alıyordum. Bu arada ablam dayanamadı evi terk etti. Bende büyüdükçe evde biraya sonra rakıya annem yokken içerek alıştım. Daha sonra birisiyle arkadaş oldum. Onunla farkında olmadan uyuşturucuya alıştım daha sonra 12 Eylül öncesi devrimci harekete katıldım. O kadar bitmiş tükenmiştimki birgün gözlerimi hastanede açtım. İki yıl uyuşturucu ile mücadele ve bırakmak için tedavi gördüm. Bana ait hiç birşeyim kalmadı, hepsini kaybettim. Kaç defa intihar etmeyi düşündüm, yapamadım o arada tedavi görürken ablam birisi ile geldi. Birbirimize sarıldık ağladık. Aradan 14 yıl geçmişti. Ablam evlenmiş hatta torunu bile vardı. Beni yanına aldı. Bu koca kızda onun torunu. Babamın vurulduğunu duyduk. Bir tür mafya işine girmiş. Öldükten sonra öğrendik.

26 yıl sonra ablamla bir yaşlılar yurduna gittik. Ablam meğer annemin izini kaybetmiş yıllarca arıyormuş. Bir anneler günü idi. Ablam ve eniştem birşeyler aldılar bende yanlarında bir yaşlılar yurduna gittik. Oranın yöneticisi bizi karşıladı. Oturduk büyük bir salondu. Biraz sonrada yaşlılar gelmeye başladı. Ablam elimi sıkı sıkı tutuyor, sonrada o kadar sıktıki acıtmaya başladı. Ablam titriyor, ayağa kalkmaya çalışıyor, kalkamıyordu. O zor birinin yardımı ile yürüyen bayana gözünü dikmiş bakıyordu. Birden,

- Anne, anne, annem diye bağırarak yerinden fırladı. Ben ne yapacağımı şaşırdım. Yaşlı teyzeyi oturttular. Ablam boynuna sarıldı. Annem diye ağlıyordu. Teyzenin gözleri görmüyor, elleri ile yüzünü yokladı. Çok zor bir ifade ile,

- Kızım sen misin?

- Ben Zehra anne derken hıçkırıklara boğulmuş zor konuşuyordu.

- Zehra yavrum sen misin deyip sarıldı. O zor ifadesi kısık sesiyle,

- Hande yok mu nerede derken ben heyecandan bayılmışım. Zaten tedavi görüyordum. Neyse zor şer ayılmışım.

- Meğer annemi buraya bir Belediye Başkanı getirip yatırmış. Her türlü ihtiyacını da o karşılıyormuş.

O gün karar verdik. Annemi ablam evine götürdü. Yüzümüze bakıyor sarılıyor ağlıyordu. Bize herşeyi anlatmaya çalıştı nefesi kesildi ama torununu çok seviyordu. Birgün tatlı tatlı sohbet ederken ona,

- Bak yavrum Allahtan korkanı ahlaklı ve edepli kültürlü birini seç. Güzelliğin yanında ahlak güzelliği olmassa yanarsın.


Bu yazıya yapılan yorumlar

HİKMET ALTUNTOP / ANKARA
27 Ocak 2012 Cuma - 11:14

SAYIN ALİ BEY DÜŞÜNCENİZE SAĞLIK. OLAYDA ANLATTIĞNIZ GİBİ ALKOL ÖYLE ŞİŞEDE DURDUĞUNDA ESİR OLUR ÇIKTIĞINDA KİŞİYİ REZİL EDER.TEŞEKKÜRLER

VİDEO GALERİ

SİTE YAZARLARI

FOTO GALERİ

ALINTI YAZARLAR