Eyüp Süleyman SÖNMEZ
eysonmez@gmail.com
Yazara ait Toplam: 9 yazı bulunuyor
11 Ağustos 2011 Perşembe 02:44

Türkiye İZLANDA Olur mu?

OSCAR ödüllü “Inside Job” adlı belgeselde,  finansal çetelerin, her ülkenin yerel kan emicileriyle el ele vererek tüm dünyayı krizlerle nasıl soydukları mükemmel bir şekilde anlatılıyor. Inside Job, "gizli işler" anlamına geliyor.

2008 yılında çıkan malum global ekonomik kriz, milyonlarca insanın tasarruflarını, işlerini ve evlerini kaybetmesine neden oldu.

Kriz başında İZLANDA ile düğmeye basan vampirler, bu günlerde de TÜRKİYE üzerinde bazı fırıldaklar çevirme gayretindeler. KRİZ geliyooooor.. Kaçın..

İZLANDA’nın sövüşlenişi ve sonrasında neler olmuş bir bakalım:
 

Vampirler İZLANDA’yı gözlerine kestiriyor:

NÜFUS: 320.000, Gayrisafi Yurtiçi Hasıla: 13 Milyar $, Bankaların kaybı: 100 Milyar $

İzlanda istikrarlı bir demokrasisi olan yüksek bir yaşam standardına sahip ve yakın zamana kadar çok az işsizlik oranı ve borcu olan bir ülkeydi.

İzlanda Üniversitesi’nden İktisat Profesörü G. ZOEGA şöyle diyor: “İzlanda da iyi sağlık hizmetleri, eğitim ve temiz hava vardı. Suç oranı yüksek değildi. Ailelerin yaşaması için iyi bir yerdi.”

Yazar ve Film Yapımcısı A. MAGNASON: “Modern toplumların sahip olduğu altyapıya sahiptik. Temiz enerji ve yiyecek üretimi vardı. Balıkçılık şirketleri kota sistemiyle bunları idare ediyordu. Yüksek tepelerde en harika renklere sahip, en güzel bölgeler jeotermaldir. Her şeyin bir etkisi olur. Sanki tarihin sonunda yaşıyor gibiydik…”

Ama 2000 yılında İzlanda hükümeti önce çevre, sonra da ekonomi için çok kötü sonuçlara yol açacak olan bir deregülasyon politikasını benimsedi. ALCOA gibi çok uluslu şirketlerin devasa alüminyum fabrikaları kurmalarına ve jeotermal ve hidroelektrik kaynaklarını sömürmesine izin verdi.

Aynı zamanda hükümet, İzlanda'nın en büyük üç bankasını özelleştirdi. Sonuç, gelmiş geçmiş en büyük finansal deregülasyon deneylerinden biriydi.

Eylül 2008 de IZLANDA halkı sokaklara dökülmüş öfke ve acıyla bağırıyor:

“- Bıktık artık. Bütün bunlar nasıl olabilir?”

Finans başa geçmişti ve her şeyi tarumar etmişti. Beş yılda, İzlanda dışında hiç faaliyet göstermemiş olan bu üç küçük banka IMF’den 120 Milyar $ borç aldı. (aldırıldı)

Bu miktar İzlanda ekonomisinin 10 katı büyüklüğündeydi. Bankacılar kendilerini, birbirlerini ve arkadaşlarını paraya boğdular.

Harvard ve Columbia Üniversitesinin işletme ve ekonomi Profesörleri, İzlanda Ekonomisi için süper yazılar yazdılar. ABD’deki derecelendirme kuruluşları, İzlanda için en iyi derece olan 3A yatırım derecesi verdiler. Bu hizmetleri(!) karşılığında korkunç paralar kazandılar.

Dev bir SANAL BALON oluştu. Hisse senedi fiyatları dokuz kat arttı. Ev fiyatları iki kat arttı. Bu balon, CEM UZAN veya CAVİT ÇAĞLAR benzeri JÖN ASGEIR JOHANESSON gibi insanların ortaya çıkmasına yol açtı. Bu çulsuzlar, Londra'da lüks perakende mağazaları almak için bankalardan milyarlarca dolar borç aldılar. Bu paralarla;

  • Çok özel JET’ler,
  • 40 Milyon $'lık YAT’lar ve
  • Manhattan'da 25 Milyon $’lık daireler satın almışlardı.

Gazetelerde hep şu manşetler vardı:  “Ünlü Milyoner, İngiltere'de (veya Finlandiya'da Fransa'da veya başka bir yerde) bir şirket satın aldı”

Oysa şöyle yazmalıydılar: "Bu milyoner, bu şirketi satın almak için YEREL BANKANIZDAN 1 milyar dolar borç aldı."

İzlanda’daki bu bankalar para piyasası fonları kurdular ve mevduat sahiplerine para çekmelerini ve para piyasası fonlarına yatırmalarını önerdiler. Saadet zinciri kusursuz işliyordu.

KPMG gibi Amerikan derecelendirme firmaları İzlanda bankalarını denetledi ve hiç bir olumsuzluk bulmadı.

Amerikan derecelendirme kuruluşları İzlanda'da her şey harika diyorlardı. Şubat 2007'de İzlanda Parlamentosu Özel Araştırma Komitesi derecelendirme kuruluşu, bankalara 3A derecesi verdi.

İş, hükümet üyelerinin bir halkla ilişkiler gösterisi olarak bankacılarla birlikte dolaşmalarına kadar vardı.

2008 yılının sonunda İzlanda bankaları batınca işsizlik altı ayda üç kat arttı. İzlanda'da bu olaydan etkilenmeyen kimse yoktu. Birçok insan tasarruflarını kaybettiler.

Evet, aynen böyle oldu. İzlanda halkını koruması gereken hükümet denetçileri (Malî Denetim Başkanlığı) yani İzlanda’nın YERLİ VAMPİRLERİ hiç bir şey yapmamıştı.

Malî denetimden iki avukat bir konu hakkında görüşmek için bankaya gidiyor.

Bankaya gittiklerinde, bankanın önünde 19 SUV'nin park etmiş olduğunu görüyorlar. Bankaya giriyorlar. Karşılarında 19 avukat oturuyor hepsi de öne sürülecek tezleri çürütmeye hazır. Eğer mali denetimciler dişli çıkarsa hemen İŞ(!) teklif ediyorlar.

Bu yolla İzlanda'daki denetçilerin üçte biri bankalarda çalışmaya(!) başladı.

İzlanda’daki İktisat Profesörü G. ZOEGA bombayı patlatıyor:

“Ama aynı sorun (yani VAMPİRLER) bütün dünyada var, değil mi? New York’ta da Avrupa’da da aynı sorun var, değil mi?” (ve tabi Türkiye’de de)

Çanlar 2007 sonunda çalmaya başlıyor. 2008’de uyarı sinyalleri geliyor. Bu esnada enteresan şeyler oluyor.

Harvard ve Columbia Üniversitesi’nin ekonomist ve işletmeci hocaları, İzlanda ekonomisinin SÜPER olduğuna ve muhteşem bir şekilde büyüyeceğine dair ÖZEL RAPORLAR yazıyorlar. İzlanda hiç ihtiyaç duymazken, üç küçük banka yoluyla IMF’e 120 Milyar $ borçlandırılıyor.

Bu bankalar, aldıkları bu paraları yatırıma harcamak yerine önceden listelenmiş işadamlarına ve şahıslara kredi olarak veriyor. İşadamları da bu paralarla Paris’te, Londra’da, Roma’da ıvır zıvır perakende dükkanları açıyorlar ve paraları güya batırıyorlar.

İzlanda hakkında olumlu raporlar yazan hocalara BU NE RAPOR, BU NE TURŞU diye sorulunca. “Bize gelen  parametreler çok olumluydu. Bu nedenle olumlu not verdik” dediler. İzlanda hükümeti, OLUMLU RAPOR YAZMALARI karşılığında bu hocaların her birine ayrı ayrı tam 124 bin $ ödeme yapıyor.

Columbia Unv. Profesörü FREDERIC MISHKIN ile yapılmış bir Röportaj:
Soru: “İzlanda’nın malî sistemine ilişkin ortak bir inceleme yaptınız. İzlanda mükemmel kurumları olan, rüşvet oranı düşük, hukukun üstünlüğünü tanıyan gelişmiş bir ülke. Ekonomisi finansal liberalizasyona uyum sağlamıştır ve tedbirli bir düzenleme ve güçlü bir denetim vardır. Bu bir hataydı, anlaşıldı ki İzlanda’da o dönemde tedbirli bir düzenleme ve güçlü bir denetim yokmuş. Siz neden var olduğunu düşünmüştünüz?”

- Elinizdeki bilgilerle sınırlısınız. Genel olarak İzlanda'nın kurumlarının iyi olduğu düşünülüyordu. Gelişmiş bir ülkeydi.

-Size bunu kim söyledi? Hangi araştırmayı yaptınız?

- İnsanlarla konuşuyorsunuz. Merkez Bankası'na güveniyorsunuz. Ama o da başarısız oldu.

- Bunu yazmak için kaç para aldınız?

- Aldığım para... Miktar... Şeyy.. Bu açık bir bilgi, (belirtmek istemem)

(İzlanda Ticaret Odası Frederic Mishkin'e.bu OLUMLU İNCELEMEYİ yazması için tam 124.000 dolar ödedi.)

- Özgeçmişinizde bu çalışmanın başlığı değiştirilmiş.

"İzlanda’da Malî İstikrar" iken "İzlanda’da Malî İstikrarsızlık" olmuş. Ne dersiniz?

Bilmiyorum. Her neyse... Yazım yanlışı varsa, vardır.

- Çalışmanızın hiç bir yerinde İzlanda Ticaret Odası'ndan.bu çalışma için para aldığınızı belirtmemişsiniz. Neden?

- Hayır, ben... Yani... Peki.

İngiltere'deki en ünlü iktisatçı.ve Londra İşletme Fakültesi profesörü Richard Portes'den de İzlanda Ticaret Odası tarafından 2007 yılında.İzlanda finans sektörünü öven bir rapor yazması istendi.

Prof. Mishkin gibi, Prof. Portes da raporunda İzlanda Ticaret Odası'ndan para aldığını açıklamadı.

Dünyanın en refah ve müreffeh ülkelerinden biri olan İzlanda, bu borçlanma sayesinde tamtakır hale geliveriyor. Tüm birikimlerini ve mallarını kaybeden İzlanda halkı, borçlanmanın bedelini çok ağır bir şekilde ödüyor ve ödemeye devam etmekte. 

Sıra Türkiye’de mi?

2008 krizinde İzlanda'yı bir lokmada yuttular. Dünyayı 9 şiddetinde sarstılar. Portekiz, İspanya, İtalya sürünüyor. Yunanistan ve Güney Kıbrıs can çekişiyor. 2008'de krizi en az kayıpla atlatmayı başaran Türkiye, son günlerde GLOBAL ve Türkiye’nin YERLİ VAMPİRLERİ’nin iştahını kabartmış görünüyor.

Krizlerde her zaman aşırı satış baskısı oluşturulur. Şu anda bütün küçükler mallarını PANİK içerisinde  satarken büyük oyuncular ufak ufak mal toplama hazırlığı içindeler. Büyük oyuncuların daha fazla ucuza mal alabilmeleri için “vay senin gözünün üstünde kaşın var haa!” türünden spekülatif balon haberlerle gündem oluşturma gayretlerini görmekteyiz. Büyük alımlar yapabilmeleri için satışların bir süre daha devam etmesini bekliyorlar. Avrupa'da "bazı bankaların kurtarılma" söylentileri ve Fransa'nın "kredi notunun düşürüleceği" beklentisi borsalarda sert düşüşlere neden olmakta. IMKB Borsa endeksi 50.000 ‘e indiğinde VAMPİRLER harekete geçecekler ve grafiğin birden yukarı yönlü değişeceğini hep birlikte göreceğiz.

Vampirlerin tek sermayesi KRİZ çığırtkanlığı ve PANİK tir. Ülke olarak panik girdabına kapılmayalım. Borsada parası olan vatandaşlar bir kaç ay bu paralarını unutup, hisse senedi alım satımı yapmasınlar. Alışverişlerimizi erteleyip kısıntıya gitmeyelim, harcayalım ama israf da etmeyelim. Eve halı, sandalye, buzdolabı lazımsa alalım, durgunluk oluşumuna ve işsizliğe katkıda bulunmayalım. Tüm dünya Türkiye'ye imrenir haldeyken kendi topuğumuza kurşun sıkmayalım.

IMF’den para alıp bize ver diye zırlayan Mustafa Koç gibilere avanta dağıtmayan, bilgi ve görgü sahibi, uyanık ve akıllı hükümetimiz  ve devletimiz güçlüdür. Böyle günlerde kenetlenmemiz ve yönetenlerimize destek olmamız gerekiyor. ASKON Anadolu Arslanları işadamları Derneği’ne de büyük fedakarlık ve görevler düşüyor. Haklı Zenginliğin tüm Türkiye’ye yayılması gerekiyor. Şımarık ve iki yüzlü AB ülkelerinin Türkiye'ye yalvaracağı günler çok uzak değil.

TSK’daki darbeci beyinsizler temizleniyor. Askeri ve yargı vesayeti bitiyor, Bu ülkenin 50 Milyar $’nı allem-gallem ile  cebine indiren ve bir kere olsun siyaseten yanılmadığını görmediğimiz TÜSİAD’ın kolu kanadı kırık, YARSAV eskisi gibi ötemiyor. Gelişmiş ülkelerde nasıl ki beyanat verip duran çenesi düşük darbeci Genel Kurmay Başkanları yoksa, bizde de artık olmayacak. İnşallah güzel günler Türkiye’nin olacak.

İzlanda ile kedinin fareyle oynadığı gibi oynayan global kan emiciler, Türkiye'deki yerli işbirlikçileriyle birlikte Türkiye’nin artık kolay yutulur lokma olmadığının da farkındalar ve bambaşka fırıldaklar çevirip tuzak kurmaya çalışıyorlar.

"Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır."
Ali İmran - 54

Sonraki yazımızda ABD'nin kravatlı bürokrat dolandırıcılarını tanımaya çalışacağız.

PANİK Yok.. Türkiye, İzlanda olmayacak.
Mutlu günlere hep birlikte..



Bu yazıya yapılan yorumlar

ADNAN / ankara
23 Şubat 2012 Perşembe - 10:29

EKONOMİ DE GENEL KAİDE ÜRETİM OLMADAN EKONOMİ OLMAZ .ÜRETİMİ DESTEKLEMEYEN EKONOMİ İYİYE GİTMİYOR DEMEKTİR. ÜRETİM OLMADAN SAĞLIK LI DÜZGÜN EKONOMİ OLMAZ KİM KONUŞURSA YAZARSA O HAKLI OLUYOR KENDİ TARAFINDA GÖRDÜKLERİNİ YAZIYOR. BİZDE KENDİ TARAFIMDA GÖRDÜĞÜMÜ YAŞADIĞIMI YAZIYORUM. ÜRETİMİN TEMEL GİRDİSİ TÜRKİYEDE ENERJİ ÇOK ÇOK PAHALI ÜRETMEK İÇİN DEVLETDEN İZİN ALMAK ÇOK ÇOK UZUN ZAMAN ALICI UĞRAŞTIRICI DAHA DA KÖTÜSÜ ÜRETİM İÇİN İŞ YERİ AÇAK İÇİN ÇOK BÜROKRATİK ENGEL VAR. BAL BAL DEMEKLE İNSANIN AĞZI TATLANMIYOR KARIN DOYMUYOR.DESTEKLİYORUZ YALANLARI DA YILLARDAN BERİ SÖYLENİR .KAŞIKLA AŞ VERİP SAPI İLE GÖZ ÇIKARDIKLARINDAN KOBİ DESTEKLERİ HEP LAFTA KALDI.İŞ YAPMAK İSTENLER DE BIKTIRILDI.USANDIRIL DI.YILGIN SAVAŞ CILAR OLDU.
alaettin /
15 Ocak 2012 Pazar - 23:03

Yapılan yorumlardan ülkesini seven insanların nufusa oranını yapmak çok kolay...! Bana göre düşündürücü ve uyuyanların uyanmasına vesile olacak bir yazı. Çok teşekkürler..

VİDEO GALERİ

SİTE YAZARLARI

FOTO GALERİ

ALINTI YAZARLAR